10 Kasım 2009 Salı
Umutsuz Başlangıç
Philip Senderos’un gelişi Lescott’un gidişinin habercisiydi, her ne kadar David Moyes yalanlasa da. Belki de fiyat arttırdılar bu sayede. Fena da olmadı aslında bu transfer. Çünkü hem Lescott gitmek istiyordu, hem de rakam hiç fena değildi. Manchester City’nin dağıttığı pound’lardan biraz da Everton nasiplendi. Peki sonra ne oldu? Philip Neville’nin stoper oynadığı Burnley maçı. 70 dakika boyunca etkisiz ve silik bir oyun. Jo girince biraz kıpırdayan bir takım ve yine hüsran. Ve son olarak ite-kaka alınan Wigan galibiyeti. Yani kesin olan bir şey varsa Everton’da işler pek yolunda değil.
Takımın en önemli temel taşı tabii ki savunma. Geçen 17 lig maçında kalesini gole kapatmış bir takımdan bahsediyoruz ve o takım ligin ilk 3 maçında darmadağın oluyor. 270 dakikada yenilen 8 gol. Philip Neville’nin stoper oynaması kadar garip bir durum bu. Ve tek umudumuz Tim Cahill’in çıkıp bir kafa vuruşu yapması. –Zaten penaltı bile atamıyoruz.-
Kimi zaman orta sahayı geçmek için pasaport isteyen Hibbert’in yerine bir isim isterdi bu gönül ama olmadı, eldeki malzeme bu. Bir de Yobo’yla, Senderos’un beraber oynama ihtmali var ki rüyalarıma giriyor. Şaka gibi. Yine de Yakubu, Jagielka ve Arteta’nın takıma dönecek olma ihtimalleri yüreğimize su serpen şeyler. Tabii Burnley maçında etliye sütlüye pek karışmasa da bu sene kendini daha da geliştireceğine inandığım Rodwell ve Gosling gibi yeteneklerle Everton yine üst sıralara oynayabilir. Tabii bu yıl geçen sezondan farklı olarak zirve için Tottenham ve Manchester City’de yarışın içinde.
Eğer Everton 6-7 haftalık kolay fikstürde sorun yaşamazsa ileriye daha umutla bakabiliriz, aksi halde bu yıl ilk 6 biraz uzaklarda…
İç Karartan Eşleşmeler
Avrupa Kupalarına katılan Portekiz takımlarından Paços de Ferreira ve Braga elenerek bu kulvarda 4 takımın kalmasını sağlamıştı. Ön eleme oynamayan Şampiyonlar Ligi’nin gediklisi Porto zaten tüm takımlar arasında en uç noktaya gidebilecek ekip görünümünde. Ligi ikinci sırada tamamlayan Sporting ise zorla elediği Twente‘den sonra herkeste bir tedirginlik yarattı. Devamında karşısına gelen rakip Fiorentina olunca bu konuda herkes daha da endişelenebilir, bu normal. Bu maçla ilgili değerlendirmeyi zaten Artemio Franchi’ye misafir olarak yapmıştık. Burada tekrar anlatmaya gerek yok.
En az onlar kadar -hatta daha zor- kura çeken bir başka Portekiz takımı ise Nacional. Onlarda Rusya‘nın güçlü ekiplerinden Zenit‘le eşleşti ve Avrupa Kupalarına devam etme şansını şimdiden azaltmış oldu. Geçen yılın gol kralı Nene‘yi Cagliari‘ye satan ekip onun yerini doldurmakta zorlanabilir; bunu bekleyip göreceğiz. Ama Zenit karşısında şanslı olduklarını söylemek kolay değil. Bu arada bu senenin flaş takımı olacak gibi gözüken Benfica ise Ukrayna temsilcisi Vorskla-Naftohaz Poltava takımıyla eşleşti. 3 haftası geride kalan Ukrayna liginde 4 puan toplayan Vorskla‘nın Benfica‘ya rakip olması pek muhtemel gözükmüyor. Her ne kadar yenilenmiş bir takım olsa da Benfica bu engeli aşacaktır. Bu maçlardan sonra Porto ve Benfica‘nın Avrupa’da yoluna devam etmesi olası. Sporting ise bu yolda devam etmek için artık sahaya daha iyi bir oyun koymak zorunda.
Benfica (Portekiz) – Vorskla (Ukrayna)
Zenit (Rusya) – Nacional (Portekiz)
Sporting (Portekiz) - Fiorentina (İtalya)
İndirim Kurulu Sezonu Açtı

3 maçlık cezayı Rüştü‘nün hakedip haketmediğiyle ilgili bir durum değil bu. Sadece yıllardır gördüğümüz filmin yeninden tekrarlanması. Oyuncu ceza gerektirecek -bazen de gerektirmeyecek!- bir eylem sonucunda Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu tarafından cezalandırılıyor. Ama nedense aradan geçen birkaç gün sonunda verilen cezalar Tahkim Kurulu tarafından indiriliyor. Akla gelen ilk soru bu kararları veren iki tarafın kriterlerinin ne olduğu. Birinin 3 dediğine biri 2, birinin yakışıklı dediğine diğeri çirkin diyor. Ve işin kötüsü bu filmin sonu hep aynı. Ve malesef bu sezonda da sahneye konmaya devam ediyor…
İkisi Gitti, Elde Var Bir
Porto ve Benfica dışında Avrupa’da mücadele veren Portekiz takımları oynadıkları maçlarda büyük sürprizlere imza attılar. İlk maçta deplasmanda tek golle mağlup olduğu İsrail temsilcisini elemesi beklenen Paços de Ferrreira rakibine kendi evinde de tek golle mağlup olunca Avrupa’ya veda etti. Bnei Yehuda ise kendi evinde aldığı küçük avantajı böylece değerlendirmiş oldu. Geçen yıl ligde zaman zaman sorun yaşayan Paços de Ferreira için belki de böylesi daha iyi oldu, en azından sadece lige odaklanacaklar.
Portekiz‘de daha büyük sürprizi ise geçen yıl PSG‘ye elenip çeyrek final şansını kaçıran Braga yaşattı. İlk maçı deplasmanda 2-1 kaybetmiş olmalarına rağmen turu geçmesi beklenen Braga, Elfsborg‘a 2-0 yenildi ve elenen bir başka Portekiz takımı oldu. Jorge Jesus‘un takımdan ayrılması onları fazlasıyla etkilemiş gözüküyor, ligde de geçen yılda yakaladıkları başarıyı arayabilirler. 2 takıma aslında Sporting‘de eşlik edecekti ama şansları buna izin vermedi ve son dakika golüyle turu geçtiler. Ama yine de Portekiz takımlarının durumu pek parlak gözükmüyor. Bu da galiba en çok bizi sevindiriyor.
7 Ağır Geldi!

İlk maçı zaten 3-1 kaybetmişti Gent. Ama rövanşta böyle bir hezimet biraz ağır geldi. Zamanında Manchester United‘ın İtalyan ekibine yaşattığı acıyı onlarda Belçika ekibine yaşattılar. İkinci yarıda 10 kişi oynayan Gent’e Totti ve De Rossi darbeyi vurdu, kapanışı ise 1989 doğumlu genç oyuncu Okaka yaptı. Maçı anlatan en iyi görüntü ise herhalde buydu..
Pembesi Gitti Tozu Kaldı
Daum, Honved karşısında ileride Güiza‘ya yer verirken onu arkasındaki üçlüyü Andre Santos, (Alper Öcal, Dos Santos diyeni odunla dövüyor!) Alex ve Deivid‘den oluşturdu. Cristian‘ın yanında Selçuk oynarken, geri dörtlü ise Ali Bilgin, Önder, Bilica ve Vederson‘a emanet edildi. İlk maçın skorundan sonra zaten antrenmana döneceği belli olan maçı Bilica zevkli hale getirebilirdi ama Andre Santos ondan önce davrandı ve Deivid‘in şık pasında skoru 1-0′a taşıdı. Boluspor ve Honved maçıyla değerlendirdiğimiz Fenerbahçe‘de her şeyin güllik gülistanlık olmadığını Beşiktaş‘la oynanan kupa maçında zaten görmüştük. Üstüne bugün oynan Honved maçı da bize bazı fikirler verdi.
Öncelikle artık ezberlediğimiz savunma zaafı ortada, buraya bir an önce birilerinin gelmesi ve Bilica‘nın yedek kalması lazım! Açalım bu noktayı. Sivasspor‘da oynadığı futbolu çoğumuzun beğendiği Brezilya‘nın Fenerbahçe‘ye transferi hakkında bekleyip, görmek gerektiğini söylemiştim. Yıllarca Anadolu kulüplerinde başarılı olan savunmacıların büyük takımlara geldiğinde sudan çıkmış balığa dönmesi de böyle düşünmemde bir etkendi. Ama Bilica‘da bir Selçuk Şahin güvensizliği hissediyorum ben. Kırmızı kart değil buradaki konu, gereksiz olduğunu söyleyip geçelim. Ama daha önemlisi çabuk bir oyuncu değil Bilica. Honved oyuncularına karşı hamle yapmakta yavaş kalan bir oyuncunun daha yetenekli isimler karşısında ne yapacağı kocaman bir soru işareti. Gelecek yeni stoperin direk oynayacağını düşünürsek Deivid‘le beraber Bilica‘ya da kulübe yolu gözüküyor bence, doğrusu da bu galiba. Selçuk demişken onun için de bir kaç kelam edelim. Evet, ona karşı antipatisi olanlardan biri de benim. Ama o da bu antipatiyi yok etmek için -ön direk maceralarını saymazsak- geldiğinden beri hiçbir şey yapmıyor. Maçı dikkatli izleyenler 12. dakikada yaptığı saçma sapan faulü hatırlayacaktır. 5 sarı lacivertli oyuncuya karşılık tek Honved‘li varken Selçuk yine gereksiz bir faul yapıp rakibine frikik kazandırdı, zaten bu ne ilk ne de son. Acaba Fenerbahçe‘ye kazandırdığı frikikler rakiplerine kazandırdığı gereksiz frikiklerin -Bakın, gereksiz diyorum!- dörtte biri kadar var mıdır?
Tabii Honved gibi bir takıma karşı verilen pozisyonları da sadece klasikleşen konsantrasyon eksikliğine bağlamamak lazım. Savunmanın arkasına atılan toplar böyle bir rakibe karşı bile sorun yaratırken Fenerbahçe‘nin geriye düştüğü maçlarda nelerle karşılaşacağını tahmin edebiliriz. Henüz oynanan 3 resmi maçta geriye düşen bir Fenerbahçe görmedik ama verilen pozisyonlar bunu ortaya koyuyor. Zorlama bek Kerim Zengin‘in yeterli olamadığı sağ tarafta Ali Bilgin‘in bir alternatif olmasını beklemek ise sadece bir hayal. Maçın başlarında özellikle bu bölgeden gelmeye çalışan Honved ikinci yarıda kanat ayırt etmeden hücum etti ve bu da bize takımda her şeyin pek toz pembe olmadığını gösterdi. Zayıf rakibine çok fazla pozisyon imkanı verdi Fenerbahçe ve tam bir hayal kırıklığı yaşattı. Aslında şöyle 3-1, 4-1′lik bir mağlubiyet gelecek için çok iyi olurdu ama beceriksiz Macar takımı bunu başaramadı. Yine de ilk oynanan Honved ve Boluspor maçlarında ortaya koyulan toz pembe tablonun öyle olmadığını bize göstermiş oldular, en azından bu yüzden onlara teşekkür edelim.
*Ortega yazısında çıkarttırmıştı pembe gözlükleri, doğru da yapmış gerçekten…
90+5 ve Mucize
Portekiz‘de 0-0 biten maçın ardından oynanacak rövanş karşılaşmasının daha kolay geçmesi beklenirken Twente 2. dakikada kazandığı kornerde Douglas‘ın kafasıyla golü bulup Sporting‘i şaşırtmaya devam etti. İlk maçtaki etkili oyununa rağmen 10 kişilik rakibine gol atmayan Portekiz ekibi, karşılaşmanın son anlarında kazandığı kornerde Wisgerhof‘un kendi kalesine attığı golle turu geçti. Kaleci Patricio‘nun bile Twente ceza sahasında gol aradığı son dakikada gelen bu ilginç gol Sporting‘i mucizevi şekilde gruplara soktu. Twente ise ayağına kadar gelen fırsatı böylece değerlendirememiş oldu.
TWENTE; Mihaylov; Stam, Douglas, Wisgerhof e Rajkovic; Brama e Janssen; Stoch (Rukavytsya, 78), Perez (Tioté, 58), Ruiz (Vujicevic, 90) e Nkufo.
SPORTING; Rui Patrício; Abel, Daniel Carriço, Polga e André Marques (Vukcevic, 63); Yannick, Veloso e Moutinho; Matías Fernández (Pereirinha, 45); Liedson e Hélder Postiga (Caicedo, 63).
Marcador: Douglas (1-0, 1m); Wisgerhof (90+5, p.b.)
Philippe Senderos Everton'da
Bu transferin ardından Lescott‘a güle güle diyecek herhalde Everton. Manchester City‘nin bol keseden dağıttığı paralardan belli ölçüde kazanacaklar ama savunmadaki en önemli isimlerden birini de muhtemel rakiplerine verecekler. Manchester United, Liverpool, Chelsea’den sonra her ne kadar şu anki kadrosuyla yeterli gözükmese de 4. sıra için yarışacak bir takım Everton. -Ah 2004-2005- Tabii Arsenal, geçen yıl zirveyi zorlayan Aston Villa ve iddialı bir takım kuran Manchester City‘de üst sıralarda kendine yer bulması olası takımlar. İşte bunların arasından sıyrılmaya çalışacak olan Everton transferde sessiz kalırken Lescott-Senderos değişikliği takımda tek göz çarpan en büyük hamle oldu. En son Milan‘da forma giyen ve sürekli genç diye lanse edilen oyuncu artık 24 yaşında ve Everton onun kendini ispatlaması için önemli bir şans.
Geçen yıl kiralık olarak forma giyen Jo’yu saymazsak Everton‘un bu yıl transferde pek fazla iş yaptığını söyleyemeyiz. Hamburg‘dan alınan genç oyuncu Shkdran Mustafi elle tutulur tek isim şu an. Artık yaşlanan Nuno Valente, meyhaneci Andy Van Der Meyde ve Jacobsen takımdan ayrılan isimler. Zaten bu 3 oyunucun geçen yıl ligde oynadığı maç sayısı 2 elin parmaklarını geçmez; o yüzden gitmeleri kayıp değil. Ama Lescott‘un gidişi takım için küçük çaplı bir sorun yaratabilir. Tabii ki o bölgede Jagielka ve her ne kadar korksam da Yobo rahatlıkla oynayabilir, zaten zaman zaman oynadılar da. Ama geçen yıl neredeyse büyün maçlarda forma giyen bir ismin gidişi takım için kayıp, bir de Everton‘un ligin en az gol yiyen 4. takımı olduğunu düşünürsek. Tabii David Moyes’in yarattığı takımda öne çıkan takım savunması olsa da Senderos‘un göstereceği performans bir soru işareti, en azından benim için.
Sektioui Uzak Yollarda
Gazetelerimizin bir dönem adını kullandığı isimlerden biriydi Sektioui, hatta Fenerbahçe‘ye baya yakıştırmışlardı onu. -Porto’dan yetenekli gençleri alacak halimiz yoktu ya!- Ama Fas’lı oyuncu futbol kariyerinde bir çok farklı ülkede top koştursa da bizim topraklara uğramadı. Ülkesinde Maghreb de Fez takımında başlayan macerası Auxerre, Neuchatel Xamax gibi birçok takımda devam etti. Yolu Portekiz‘de ilk olarak Maritimo‘ya düşen Sektioui, ilerleyen zamanlarda AZ Alkmaar‘a transfer oldu. Porto‘ya gelişinin ilk senesinde ise Hollanda‘ya geri dönen oyuncu RKC Waalwijk takımında kiralık olarak forma giydi. Porto‘da oynamaya başladığı yıl etkili futboluyla dikkati çekse de daha sonra arka planda kaldı ve pek fazla forma şansı bulamadı. Geçtiğimiz yıl ligde sadece 9 maçta forma giyen 33 yaşındaki Sektioui sahada ortalama 20 dakika kaldı. Porto‘nun genelde genç oyuncuları elde tutma politikasıyla takımdan ayrılan oyuncu Birleşik Arap Emirlikleri’nin Ajman Club takımıyla anlaştı. Tabii bu gidişle bizim gazetelerimiz de onun adını unuttu. Bu arada tecrübeli ismin takımdan ayrılmasıyla Porto‘da 30 yaşın üstünde sadece iki kaleci, Nuno ve Helton kaldı…
Benfica Evrim Geçiriyor
Hazırlık maçları ölçü olmaz demeyi ihmal etmeyelim ama geçen yıl Portekiz Ligi’nde kolay ekipler karşısında oynanan futbolu da unutmayalım. Jorge Jesus’un elinde sihirli değnek mi var bilmiyorum ama Benfica‘nın geçen yıla oranla müthiş bir değişim yaşadığı göz önünde olan bir gerçek. Portsmouth karşısında özellikle ilk yarıda oynanan futbol kelimenin tam anlamıyla harikaydı. İngiliz ekibini kendi sahasına hapseden Benfica önde yaptığı müthiş baskıyla hem harika pozisyonlar buldu hem de izleyenlere keyif verdi. Real Madrid‘den alınan Javi Garcia ve kendisinden çok şey beklenen Arjantin‘li Saviola karşılaşmaya ilk onbirde başladı. Bu iki isim dışında takımın geri kalanı geçen yılın oyuncularıydı. Sağ bekte Maxi Pereira, sol bekte David Luiz ve savunmanın göbeğinde Luisao ile Sidnei geçen seneki defans kurgusuydu. Maç boyunca Portsmouth‘a pozisyon vermediler ve iyi iş çıkardılar. Geçen yıl dökülen Benfica‘dan övdüğümüz iki bek bu maçta da ileri çıkışlarıyla yine etkili oldu. Ama Maxi Pereira ikinci yarıda şanssız bir sakatlık geçirip oyunu terketmek zorunda kaldı. David Luiz ise son dakikalarda yine ceza sahası çevresinde gol aradı ama olmadı. Geçen yılın hayal kırıklığı yaratan isimlerinden biri olan Aimar önderliğinde müthiş bir pas trafiği yakalayan Benfica kanatlarda oynayan Di Maria ve Ruben Amorim‘i çok etkili kullandı. Özellikle Arjantin‘li oyuncu bir çok pozisyonun hazırlayıcısı olarak dikkati çekti. Jorge Jesus‘un ilk onbire ilk yazacağı isimlerden biri olacak gibi gözüküyor Di Maria. Geçen yıl takımını sırtlayan isim Oscar Cardozo ise bir önceki sezonun üstüne koyarak oynamaya devam ediyor. İlk yarının sonunda sakatlanıp oyundan çıkan golcü, biri frikikten olmak üzere 2 gol atıp yine maça damgasını vurdu. Benfica‘nın gollerinin genelde kanat organizasyonlarından geldiğini, bunun da Jorge Jesus‘u fazlasıyla sevindirdiğini de belirtelim. Portekiz‘li teknik adam zaten maçı oyuncularıyla birlikte yaşadı ve kenarda bir an olsun durmadı. Özellikle hazırlanışı müthiş olan 2. gole fazlasıyla sevindi Jorge Jesus.
İlk yarının müthiş etkisi ikinci yarıda olmasa da yine sahada futbol oynamaya çalışan ekip Benfica‘ydı. Aimar‘ın bitmek tükenmek bilmeyen oyun iştahı yine gözümüze çarparken Barcelona‘dan kiralanan Keirrison karşılaşmanın son 15 dakikasında oyuna dahil oldu. Alkışlarla oyundan çıkan Saviola‘nın yerine giren oyuncu kısa zamanda ortaya pek bir şey koyamasa da en azından iyi bir alternatif olacak gibi gözüküyor. Tabii bu arada hesaba katılmayan bir başka isimden, Brezilya‘lı golcü Weldon‘dan da bahsetmek lazım. Benfica‘nın geniş kadrosunda göz çarpmayan oyuncu Sport Club do Recife‘den transfer edilmiş ama önemli isimlerin arasında kendini pek duyuramamıştı. Açıkçası 2005′ten beri kiralık olarak çeşitli takımların formasını giyen oyuncunun Benfica‘ya nasıl transfer edildiğini bilmiyorum ama sahada gösterdiği performans hiç fena değildi. Eğer böyle devam ederse Nuno Gomes‘e kulübe yolu bile gözükmeyebilir. Yine kulübenin müdavimlerinden olacağı belli olan Fabio Coentrao ise son dakikalarda oyuna dahil oldu. Eğer bir şekilde 2-3 maç kendine ilk onbirde yer bulursa kesinlikle Jorge Jesus ondan vazgeçemez. Oynadığı kısa sürede yine yeteneklerini gösterdi Coentrao.
Toparlamak gerekirse takımda şu an her şey yolunda. Jorge Jesus‘un başa gelmesiyle başlayan ve yapılan transferlerle devam eden yenilenme süreci başarıya ulaşacak gibi gözüküyor. Belki konuşmak için erken ama geniş kadrosuyla Portekiz Ligi için şu an benim favorim Benfica.
Portsmouth; Asmir; Begovic, Yassin, Younnes, Kabul, Fabrice Panrat, Nadir, Belabj, Sylvain Distin, Niko Kranjkaar, Eugene Bopp, John Utaka, Haidn Nullins e Angelos Bassinas
Benfica; Quim; Maxi, Luisão, Sidnei, David Luiz; Javi Garcia, Ruben Amorim, Aimar, Di Maria; Cardozo e Saviola
Golos: Óscar Cardozo (15, 38), Weldon (69), Luke Wilkinson (85, p.b.)
Porto Elendi.
Porto ligde ciddi takımlarla oynadığı hazırlık maçlarıyla devam ediyor. Marsilya ve Beşiktaş‘la oynadığı maçlardan sonra Barış Kupası yarı final mücadelesinde Aston Villa‘yla mücadele eden Portekiz ekibi sahadan 2-1′lik skorla mağlup ayrıldı ve kupaya veda etti. Takımda genç oyuncu Maicon savunmada görev yaparken, Cluj takımından transfer edilen sol kanat oyuncusu Alvaro Pereira‘da 90 dakika boyunca sahada kaldı. Bu arada yenilen ilk golün oyuncunun görev yaptığı kanattan geldiğini de ekleyelim. Takımda dikkati çeken oyuncu ise yine Hulk olurken, kendi yaptırdığı penaltıyı gole çeviren yetenek mağlubiyeti engelleyemedi. Ama bu yıl Lisandro Lopez ve Lucho Gonzalez‘in gidişinden sonra Jesualdo Ferreira‘nın en büyük güvencesi o olacakmış gibi duruyor.
ASTON VILLA; Guzan; Shorey (Bannan, 85), Cuellar, Davies (Clark, 22), Lichaj; Albrighton (Herd, 73), Sidwell, Reo-Coker, Young (Weimann, 73), Heskey e Carew (Lowry, 64)
FC PORTO; Nuno; Fucile, Maicon, Bruno Alves e Álvaro Pereira; Fernando, Raul Meireles (Tomás Costa, 46) e Guarin (Belluschi, 46); Mariano (Farias, 65), Falcao (Rodriguez, 65) e Varela (Hulk, 46)
Marcador: Heskey (1-0, 14m); Sidwell (2-0, 36m); Hulk (2-1, 90m, g.p.)
Ne Yaptın Everton?
Everton‘un maçı var diye çok sevinçliydim, hatta formamı giyip işe öyle gitmeyi düşünüyordum. Sonra tüm takımlara eşit mesafede olduğumu göstermek için! İngiltere formasını giymeye karar verdim. İyi ki öyle yapmışım. Sezonun başında bir sürprizle karşıladı bizi Everton. Maça dair bir şeyler yazmak gereksiz, 6 gol fazlasıyla can sıkıcı çünkü. Bu arada 6′dan sonra gelen Everton golünde çılgınlar gibi sevinen taraftarlara da selam olsun! Normal değilsiniz!
Kıssadan Hisse #13#
*Son günlerde pek sık yazamıyorum çünkü pek vakit bulamıyorum. En kısa zamanda eski hale dönmeyi umuyorum. *Kayserispor, Ariza Makukula‘yı kadrosuna kattı ama yazamadık. Portekiz sevgileri güzel ama daha nokta transfer yapabilirlerdi. Belki de genç Purovic‘den beklediklerini alamadıkları için bu sefer tecrübeye yöneldiler. Bakalım ne olacak?
*Thomas Doll, “Küme düşmüş bir Hacettepe ile son 15 dakikada kurtulmuş bir Gençlerbirliği’nden oluşan bir ekibim var. Başarılı olmak için kaliteyi arttırmalıyız.” demiş. Ne kadar güzel bir açıklama, efsane başkan mesajı almıştır herhalde.
*Adu‘nun düştüğü durum beniz hüzünlendiriyor. Odense‘yle anlaşmak üzere.
*Geçen sabah tesadüf eseri televizyonda He-Man’i gördüm ve oturup izledim. Müziklerini bile özlemişim, Orko’yu da. Ara sıra nostalji yapmak lazım.
*Yeditepe İstanbul’u yeniden çevirseler, Ömer-Duru sahneleri yine olsa. Ömer’in o güzel cümlelerini yine duysak.
”Ben şahin görünümlü serce gibiyim, peugeot motorlu vosvos gibi. İçim dışıma uymuyor ama her yere beraber gidiyoruz. Hatta seni bile aynı anda seviyoruz. Kapanması gereken defterler kapanır Duru. Seni şuraya işlemiş olmanın tafrası yeter bana…”
*Selçuk Şahin için bu sefer Espanyol söylentileri başladı. Artık gitse de onu izlesek başka bir kulüpte. Ama hiç ihtimal vermiyorum, onu çubuklu formayla daha çok izleriz biz!
*Lost’u özledim.
*Televizyonda canlı performans izlerken solo gitar yerine ritm çalanı göstermelerinden nefret ediyorum. Adam orada güzel bir solo atıyor ama sanki çalan o değil. Yazıktır, günahtır! Emeğe saygı!
*Kabuğunu koparmadan
ne bir elmayı soyabildim
ne de iyileştirebildim bir yaramı
ama karşıma çıkınca
kızmadım hiç elma kurduna
bendim çünkü bıçağı saplayan
onun yurduna
Sunay Akın
Portekiz'de Türk Usulü Süper Kupa
Bizde fazlasıyla konuşulan Süper kupa eşlemesinin bir benzeri Portekiz‘de gerçekleşti. Ligi ve kupayı kazanan Porto, kupada final oynayan Paços de Ferreira ile Süper Kupa finalinde karşılaştı. Tabii gerek kadro kalitesi, gerek oyuncu tecrübesiyle ağır basan ekip karşılaşmayı 2-0 kazandı ve sezon öncesi kazandığı kupayla moral buldu. Paços de Ferreira ise Avrupa Liginden elendikten sonra bir darbe de Porto‘dan yiyerek sezon öncesi pek de olumlu sinyaller vermedi… FC Porto; Helton, Fucile, Rolando, Bruno Alves, Álvaro Pereira, Fernando, Belluschi, Raul Meireles, Mariano, Hulk, Varela
P.Ferreira; Cássio, Filipe Anunciação, Ozéia, Kelly, Jorginho, Leonel Olímpio, Ricardo, Pedrinha, Baiano, Romeu Torres, Cristiano
Golos; [1-0] 59′ Farías [2-0] 89′ Bruno Alves
Jose Couceiro&Arda Turan
Öncelikle şarkıların nakaratı gibi duyduğumuz ama birilerinin anlamak istemediği bir gerçekle başlayalım. Ligimiz geç başlamalı! Bunun için illa birilerinin canının yanmasına gerek yok. Arada bir hafta içi maç oynamak çok fazla sorun yaratmaz, yaratmamalı. Ama bu bir temenniden öteye gidemeyecek, bunu zaten biliyoruz. Maça José Couceiro‘dan bahsederek başlamak lazım. Galatasaray‘a karşı kanatlarda kime şans vermezsiniz denilse Tabata‘dan sonra adını söyleyeceğim iki isim Olcan ve Mehmet Yozgatlı olurdu herhalde. Zaten Mehmet yenilen ilk golde kademeye giremeyerek, devamında da ”Ben neredeyim?” izlenimini vererek oynadı. Zaten ikinci yarıda oyundan alındı ve o bölgeye Murat Ceylan geçti. Tabii Serdar Kurtuluş‘un da bu noktada hiç düşünülmemesi enteresan. Couceiro‘nun Portekiz takımlarında olduğu gibi her şeye rağmen ofansif beklerle oynamaya çalışması özellikle maçın başında Galatasaray‘ın ekmeğine yağ sürdü. Arda gibi etkili bir ismin yanına eklenen Keita, artık patlama yapsın denilen Aydın, kulübede oturan Kewell ve gol kralı Baros‘la birlikte ofansif gücü yüksek olan sarı kırmızılı ekip maçın başında zaten bu potansiyelini gösterecek gibiydi. Ama ilk golden sonra duran topta Julio Cesar‘ın da katkısıyla gelen ikinci gol takımı fazlasıyla rahatlattı. Oynamak isteyen iki takım vardı sahada zaten ve 2-0′dan sonra evsahibi ekip sahaya yayılmaya başladı. Herkes gibi benim içinde soru işareti olan Galatasaray savunması çok fazla açık vermese de daha önce E. Amadora ve Gil Vicente‘de forma giyen bir başka Julio Cesar mükemmel bir gol attı. Tabata‘yla birlikte isminden oldukça söz ettirecek gibi gözüken oyuncu bu yıl Gaziantep‘in ofansif gücü için en önemli oyunculardan biri olacak.
İkinci yarının başında ilk yarında olduğu gibi etkili olan Galatasaray çok net pozisyonlar bulamasa da yine oyuna hakimdi. Bu sezon en keyif veren takım olacağını düşünmeme rağmen maçın genelinde benim beklediğim hücum gücü yüksek, rakibine sıkıntı veren Galatasaray yoktu sahada. Tabii bunda henüz ligin ilk maçı ve rakibin Gaziantepspor olmasının da etkisi çoktu. Yine de haftalar geçtikçe sahada daha etkili bir takım göreceğimizi ve bize bu bol gollü maçların devamını izleteceklerini düşünüyorum. Bu arada maça damgasını vuran Arda‘dan da bahsetmek lazım. Attığı gol ve Mustafa Sarp‘a yaptığı asist dışında Nonda‘ya attırdığı golde çok şıktı. Skora böylesine etki eden oyuncu bu kadar yıldızın içinde en çok parlayan isim ve şüphesiz parlamaya da devam edecek. Son sözüm ise Uğur Uçar‘a. Lütfen ne yap et, formayı Sabri‘den al. Lütfen!
Benfica Lige Hazır
Eğer seyrettiğim özet görüntüleri Benfica‘lı bir futbolsever hazırlamadıysa Milan için işler bu yıl pek iyi gitmeyecek. Her ne kadar Pirlo şampiyonluk için takımda kaldığını söylese de takımın çizdiği görüntü bununla parallellik göstermiyor. Son dakikalarda Pato‘nun getirip Luisao‘nun kendi kalesine gönderdiği gol olmasa zaten bugün de maçı kaybedeceklerdi ama penaltı atışlarını beklemek zorunda kaldılar. Oscar Cardozo‘nun harika kafa golü dışında Benfica maç boyunca bir çok pozisyona girdi. Zambrotta, Thigo Silva, Nesta ve Favalli’den oluşan dörtlü pek de umut vermiyor Benfica ise her geçen gün daha iyiye gidiyor. Özellikle takımın en büyük gol silahı Cardozo geçen yıldan hiçbir şey kaybetmemiş gibi. Onun yanına eklenen etkili isimlerle bu yıl en kötü ihtimalle son haftalara kadar şampiyonluk yarışının içinde olacaklar. Yine de resmi maçlarda onları son bir kez daha izlemek lazım…Estádio da Luz, em Lisboa
Benfica: Quim; Rúben Amorim, Luisão, Sidnei e David Luiz (Shaffer, 52); Javi Garcia (Yebda, 72), Ramires (Carlos Martins, 46), Di María (Fábio Coentrão) e Aimar (Patric, 64); Saviola (Keirrison, 64) e Cardozo (Weldon, 64).
AC Milan: Storari; Zambrotta, Thiago Silva, Nesta (Onyewu, 79) e Favalli (Antonini, 73); Abate, Pirlo e Jankulovski; Di Gennaro (Ronaldinho, 56); Pato e Borriello.
Marcadores: 1-0, Cardozo (58); 1-1, Sidnei (87 p.b.)
Resultado final: 1-1 (5-4 nas grandes penalidades)
Rio Ave 2008/2009
Ligin bitimine 5 hafta kala düşme adaylarından biriydi Rio Ave ve açıkçası bende Liga Sagres‘e veda etmelerini bekliyordum. Ama son 5 haftada gösterdikleri iyi performans ve aldıkları 10 puan sayesinde ligi 12. sırada bitirdiler. 25 haftada 20 puan toplayabilen ekibin son 5 haftadaki bu formu tabii ki müthiş ama gelecek yıl bu korkuyu yaşamak istemiyorlarsa daha istikrarlı gitmek zorundalar.
Ligin ilk 10 haftalık bölümünde yalnızca 1 galibiyet alan Rio Ave, bu süreçte genel olarak sahada 4-4-2′yle yer aldı. Carlos Brito daha sonra ise 4-3-3′e dönüş yaptı. Ligin ikinci yarısında takımda en önemli değişiklik Fabio Coentrao ve Yazalde‘ydi. Benfica ve Sporting Braga‘dan kiralanan iki isim takımın en önemli oyuncuları olurken Gaspar ve Evandro tecrübeleriyle Rio Ave‘yi ligde tutan oyunculardı. Defans hattında yer verdiğim dörtlünün dışında Bruno Mendes sezon boyunca oldukça şans bulan başka bir isim oldu. Takımın defansta görev yapan kilit oyuncusu ise şüphesiz 1975 doğumlu stoper Gaspar‘dı. Ligde sadece 1 kez üst üste 2 galibiyet alabilen Rio Ave -25 ve 25. haftalar- aslında istikrarlı bir başarısızlık örneği çizdi. Orta saha kurgusunun sürekli değiştiği takım belki de bu yüzden bir türlü yeterli organizasyonu sağlayamadı. Ligin son bölümlerinde Yazalde‘yi en uçta bırakıp Fabio Coentrao‘yla onu destekleyen Carlos Brito bunun sonucunu ligde kalarak aldı. Orta sahada Delson Ferreira, Tarantini ve Vítor Gomes zaman zaman şans bulan isimler olurken dikkati çeken en önemli nokta takımda fazla süre olan oyuncuların yaşlarıydı. Orta sahanın kilit isimlerinden 37 yaşındaki Niquinha zaten sezon sonunda futbolu bırakırken, 34 yaşındaki Gaspar ve 35 yaşındaki Evandro sezon boyunca en çok forma bulan oyunculardandı. Genç oyuncular ise genel olarak kiralık olarak takıma katıldılar ve sezonun sona ermesiyle takımlarına geri döndüler. Takım elle tutulur genç oyuncularından Miguel Lopes Porto‘ya transfer olurken, kaleci Paiva ve Delson‘da takımdan ayrıldı. Porto‘dan genç oyuncu Bruno Gama’yı kadroya katan ekip tecrübeli isimlerden vazgeçmediğini Boavista‘nın 34 yaşındaki forveti João Tomás‘ı alarak gösterdi.
Portekiz Takımları Dağıldı
Portekiz temsilcileri Avrupa mücadelelerine pek de iyi başlamadı aslında. İlk önce Paços de Ferreira deplasmanda İsrail ekibi Bnei Yehuda‘ya 1-0 mağlup oldu, daha sonra Sporting kendi sahasında Twente‘yle 0-0 berabere kalıp Şampiyonlar Ligi şansınız zora soktu. Bugün ise geçen yılın başarılı takımı Braga kendi evinde İsveç temsilcisi Elfsborg‘a 2-1 mağlup olarak futbolseverleri şaşırttı. Geçen yıl çeyrek finalin kapısından dönen Portekiz temsilcisi 1-0 geriye düştüğü karşılaşmada geçen yılın en golcü ismi olan Meyong‘la beraberliği yakalasa da 90 dakika sonunda sahadan 2-1 mağlup ayrıldı. Elfsborg karşısında ilk onbirde geçen yıldan farklı olarak Estrela Amadora‘dan transfer edilen Fernando Alexandre ve Naval‘dan gelen defans oyuncusu Paulao görev yaparken, Porto‘dan alınan Diogo Valente ve geçen yılı kiralık olarak Rio Ave‘de geçiren Yazalde‘de ilerleyen dakikalarda şans bulan isimler oldular. Henüz takıma pek fazla katkı yapmayan Braga bu gidişle geçen yılı mumla arayacak gibi gözüküyor; en azından Avrupa’da geçen yıl elde edilen başarıyı yakalamaları için rövanş karşılaşmasında çok daha fazlasını yapmak zorundalar… Estádio AXA, em Braga
SP. BRAGA; Eduardo; Frechaut, Rodriguez, Paulão e Evaldo; Vandinho, Alan, Matheus (Diogo Valente, 55m) e Fernando Alexandre (Yazalde, 75m); Meyong e Paulo César (Mossoró, 60m).
ELFSBORG; Covic; Mobaeck, Lucic, Andersson e Karlsson; Danielsson, Svensson (Avdic, 58m), Ishizaki (Johansson, 85m), Nordmark (Wikström, 68m) e Bajrami; Keene
Golos: Danielson (0-1, 15′), Meyong (1-1, 49′ g.p.), Bajrami (1-2, 73′).










